Henüz...
Bulmuştun,
arıyordun,
kaybetmiceğini sandım beni...
Saksıma düşmüştüm,
uyuyordum,
özlemiştin, kavuşturacaktım bizi...
Yalandan da olsa,
sevmiştin,
sevmiştim,
İstediğin gibi unutmadım seni...
Bulmuştun,
ve evet sonunda izledim sevgili arkadaşlar ( ve evet yine geri döndüm sayılır, ara ara yazıyorum işte yav)
6 temmuzda flamenko gösterisi için sahneye çıkıcam... ve itiraf ediyorum, flamenkoyu sevmiyorum!!! sanırım ruhuma hitap etmedi... izlemek güzel, ama müziği içime işletemeden dans etmek eğlendirmedi sanırım beni... ama başladığım işi yarıda bırakmak istememe dürtüsü, beni sahneye kadar sürükledi... bitsede kurtulsam diye bakıyorum, kendime şaşıyorum!!!
çok gülüyorum diye ne çok kızmışım kendime meğer.. o gün bugündür o günüme hasret kaldım... değerini bilmez, dert yanarsan olmadık şeylere yok yere, sahip olduğun değerleri kolaylıkla kaybedersin "puf!" diye...
bir sihir kutusu gibi bu hayat...
her yerde kar var... sokaklar bembeyaz.. gece, gökyüzü bile gündüz edasında.. canım sıkılmış yine pencereden bakıyorum... sokak dingin, hava mis, beyaza bakarken gözün dinleniyor.. derken aşağı inip gece de olsa sokakta kardan adam yapasım geldi.. hayatta tek başıma bişeyler yapmaktan gocunmayan ben, "kardan adamı da tek başıma yaparım kimse gelmiosa napim yani.." dedim kendime ve giyindim.. gitmeden bi daha baktım pencereden, baktım bi çift mutlu mutlu elbirliğiyle arabanın üstüne kardan adam yapıyorlar... önce heycanla heyoo beni de alırlar mı ki yanlarına diye geçirdim aklımdan.. sona "huleeennn! onlar orda romantikli kardanadam yapio, senin ne işin var orda, sen en iyisi inip rahatsızlık verme :(" dedim ve kös kös oturdum evimde... bof "... olsa karşısına biz de rakip kardan adam yapardık ne güzel" diye hüzün yaptım kendi kendime... bi süre sonra yine baktığımda bitirdikleri kardan adamla fotoğraflarını çekilip ordan uzaklaşmalarını seyrettim... gittiklerinde ise kardan adamın tam bana bakarak gülümsediğini farkettim... trajikomik...